27 Mart 2012 Salı

Anne Çocuk Sağlığı ve İlkyardım


Dersin amacı; Anne ve çocuk sağlığını ve çocuk hastalıklarını öğrenme
Hamilelik ve doğumu öğrenme
Bulaşıcı ve akut hastalıkları ve bu hastalıklardan korunmayı öğrenme
Çocuklarda acil durumları ve ilk yardımı öğrenme.

 İlkyardım konulu bu ders her öğretmenin bilmesi gereken ve her öğretmen adayının öğrenmesi gereken bir derstir.. Acil durumlarda her öğretmen gerekli olan ilkyardımı çocuğa uygulahyabilmelidir, bu yüzden gerekli bir derstir.


Canan TAN ''Piraye''





 
O zamanlar kitap okurken önce okumuş birine sorardım sonu nasıl diye. Hani acı olursa okumayayım boşuna; daha katlanmayı öğrenemiştim. Ve sorduğum kişi tek cümle etmedi, sadece çok güzel ve gerçekten çok güzel demişti. Aşk var işte çok seviyorlar birbirlerini, âh dedim kesin okumalıyım. Sanırım iki günde bitmişti, o kadar sürükleyici yani. Belki de her şey sevmek nereye kadar sorusunun cevabı içindi .

Piraye Haşim ' di diğeri... Şehir kızının daha doğrusu batının doğuya alışma güçlüğü ve her şey sevgi hatrına. Urfa olduğunu hatırlıyorum damadın memleketini ve doktordu bunlar... Ve Haşim öyle bildiğimiz maço tipli hem de ne maço çocuğundan bile haberdar olamayan. Şimdinin pembe dizileri gibi işte, kızımız son derece gururludur, sevgisinden ölse de dönmez... Ama dönememek, ya sebep sadece gurur değilse...

Kız öyle seviyor ki annesini, eşinin annesine anne demeyi bile başaramıyor. Bizim oralarda kardeşler konuşsalar bile "anneme" değil "anneye ya da anneyi ya da annede" ama "annemi" değildir. Bu da masada yemek yerken herkesin öyle yaptığını görünce kurtuluş gibi geliyor başkasına anne deme eziyetinden. Gerçi burada takılır insan; sevdiğinin annesine nasıl el der ki insan... Biz fazlaca sevgici olduğumuz içindir bu düşünce belki de...

Bu kadarından fazlasını anlatmamak gerek, aslında burada kitapları anlatırken üstten konuşuyorum çünkü içini bilen niye okuyayım der evvela... Ben demesem de denir mutlaka...
 
Güzel konusu olan bir kitap, ara ara Nâzım'ı düşünmeyeceksiniz desem yalan olur ama Piraye'yi en az Nâzım kadar hatırlayacaksınızdır okumayı unutmadıkça....


Okunmalı mı...
 
Anlamsız şeylere canınız sıkılıyorsa okuyun , anlam olsun akan yaşlarınızın renginde...

21 Mart 2012 Çarşamba

Christy Brown Sol Ayağım

YAZARIN HAYATI

Christy Brown 1932de doğdu. Dublinli bir duvarcının 23 çocuğundan biriydi. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu; sol ayağı hariç. Bu onun resim yapmasını ve otobiyografisini yazmasını sağladı. Romanları PARLAK MESLEK, YAZ ÜZERİNDE GÖLGE ve VAHŞİ ZAMBAKLAR olup, şiirlerini de TOPLU ŞİİRLERde derlemiştir. Christy BROWN 1981'de öldü.

KİTABIN ÖZETİ
Bu Christy Brown'un kendi hayat hikayesidir. Christy Brown bir duvarcının ortanca çocuğuydu. Doğduğundan itibaren ailesinin yardımına ihtiyaç duyup kendisini, çevresindeki insanları tanıyıp bu arada hayatı boyunca kullanabileceği bazı özellikler kazanmıştır. Bunlar resim yapma,okuma, yazma ve sol ayağını kullanma marifetleriydi. Kitapta ayrıca diğer aile fertlerinin bu olay hakkındaki düşünceleriyle birlikte doktorların gazetecilerin ve komşularının da bu olay hakkındaki düşünceleri ve duyguları da anlatılmaktadır.
Şimdi size kitaptan bir bölümü anlatacağım;
Christy Brown zor bir doğumdan sonra dünyaya geldi.Bu doğumdan sonra ilk acayipliğini annesi fark etmişti. Annesi christy'nin diğer problemlerini büyüdükçe fark ediyor. Örneğin; sürekli elini ve ağzını sıkması gibi. Altı aylıkken çevresinde yastıklar olmadan oturamaması on iki aylık olana kadar sürmüş. Christy'nin annesi bundan çok korkmuş ve babasıyla bu konuyu konuşur ve Christy hemen tıbbı yardım almaya başlar. Doktorlar bu olaya çok şaşırmış ve durumun ümitsiz olduğunu söylemiştir ama annesi bu olayı kabullenemez. Bir gün akrabalarıyla birlikte otururken kardeşi Lily'in elinde bir kalem görür ve bundan çok etkilenir kalemi almak için homurdanır ama kimse bu homurdanmasını duymaz , Christy kendini zorlar ve sol ayağı ile kalemi tutar ve yeri karalamaya başlar bu karalama herkese saçma gelse de Christy ve annesi için çok güzel şekildi. Annesi Christy'ye o kalemle ne çizebileceğini öğretmeye başladı. Annesi yere oturur ve A harfini çizer ve kopya et der. Ama Christy yapamaz. Annesi tekrar dene der : Christy dener ve yazı yazmayı başarır,
konuşmayı başaramasa da artık kendi sorununu başkalarıyla birlikte paylaşabiliyordu.






Bekir Gür Matematik Felsefesi


Platon'un, Akademi'sinin kapısına "Geometri bilmeyen girmesin" diye yazdırdığı rivayet edilir. İbn Haldun'a göre, geometri ile uğraşan birinin zekâsı artar ve zihni kolayca hataya düşmez. Spinoza ve Descartes gibi onlarca filozof Tanrının varlığını ispat ederken more geometrico [geometri tarzında] hareket etmişlerdir. Anne ve babalar çocuklarının matematikten yüksek not almasını ister. Devlet, okullarda matematiğe çok saat ayırır; üniversitelerdeki en büyük bölümlerden biri matematik bölümüdür. Zekâ testleri, genel yetenek ve iş sınavlarının çoğu, adayın matematiksel akıl yürütmesini ölçen özel testlerden oluşur. Bütün eğitim görmüşler, dünyaya sayıların çerçevesinden bakarlar.